Montag, 2. März 2009

Yine Bir Arzuhal, Aldi Bu Gonlumu


Ufak, cok ufak, hatta ancak iki notebook buyuklugunde bir masanin basinda yaziyorum bugun.
Suanki pozisyonumu gozunuzde canlandirabilmeniz icin bir arzuhalciyi dusunmeniz yeterli. Odanin bir kosesine sikismis vaziyette, ders calisan arkadasimi rahatsiz etmemek icin sessizce yaziyorum. Mart ayinda ise baslamam gerekiyordu, baska bir sehre tasinacak ve duzenli bir hayata baslayacaktim. Ama is iznimin henuz cikmamasindan dolayi viyana da kalmaya bu sefer evsiz olarak devam ediyorum. Evinde kaldigim arkadasim bazi nedenlerden dolayi evinde parasini odeyerek kalma teklifimi reddetti. Ama ben de baska nedenlerden dolayi evden hala cikmayi reddettim. Istemiyorum artik anahtarsiz kalmayi. Kapilarda beklemeyi, saatlerimi baskalarina uydurmayi. Bir besleme gibi evde ruh gibi dolasip, bir kose basinda vaktimi geciriyorum. Yine mi kader yine mi bela nedir cektigim...

Arzuhalci demisken... Eski zamanlarin onemli simdiki zamanin ise olmus meslegi. En azindan bu guzel adindan dolayi yasatilmaliydi. Yok olan bir meslegin insanlari da ayni sekilde cekilip gidiyor gozlerimizin onunden. Yasayan bir efsaneden yasayan bir hice donusun hikayesini yasiyor bu insanlar. Kapinin onune kadar gelen guzel kizlari geri gondermek, odada yalniz basina kalmak gibi bir sey olsa gerek bu.

Ben de bu arada kadinlarla olan iliskilerime agirlik veriyorum.Evsiz olabilirim ama yataksiz kalmamam gerekiyor. Gunler uzamaya baslayinca, erkek sorununu kisin evine kapanarak cozen kadinlar bunun bu sekilde cozulemeyecegini anlayip kendilerini sokaklara ve ozellikle de erkeklere dogru atmaya baslayinca kendimi firtina sonrasindaki Forrest Gump durumunda hissettim. Bu ilgi nedir arkadas? Ama yalanci bahar dedikleri boyle birsey iste. Insana cicek actiriyorlar ve o cicegi de tersten yedirtiyorlar. Ne zor birsey su erkek olma durumu.

Kapinin onune gelen kizlar derken... Az once geldiler... Ben gidiyorum. Bazi meslekler yok olsalar bile bazi hormonlari durdurmak mumkun olmuyor.