Freitag, 30. Januar 2009

Coban Salatanin Laneti

Her ne kadar tarhana corbasi yapmaya elim varmasa da, yaptigim coban salata onu bildigi yoldan dondurmeye yetmedi. Eger yurdum insaninin Avrupa'ya entegrasyonu ile ilgili uc bir ornek vermek isteselerdi, ben heralde en ibretlik vakalardan biri olacaktim. Turk insanina onu evden kovmak icin kas goz isareti bile yeterken, ben ondan asagidaki sozleri duymak icin cok direndim. Aksamki "git bu evden, sana artik burada kol kanat geremem, benim bir erkek arkadasim var ve senin yuzunden hicbirsey yapamiyoruz" vb. acik sitemlerinden sonra benim de "vay be, o kadar zor durumda misin?" ile baslayan ikna cabalarim da ise yaramadi. Bu kadar genis, yuzsuz, vurdumduymaz olmayi, ve bunca soze piskinlikle cevap vemeyi yasam felsefesi haline getirebilmek icin bireysellik bilincinin iyice ozumsenmesi gerekir. Empati ve sempatiden yoksun, faydaci, benmerkezci Alman ekolune cok da yakisan hareketlerdi bunlar. Ama ben Almanlarin disiplin, calisma, aciksozluluk, organize olma gibi pozitif yonlerini kendime siar edinmeliydim ve bu ozelliklerin bendeki varligini acilen test etmem gerekiyordu. Bu vicdan azabi ile harmanlanmis dusunce kafama yerlestikten hemen sonra araba, esyalari birakacak bir yer, ve yatacak bir yatakcik arastirmalarimi baslattiim. Yarim saat icinde hersey ayarlanmisti ve artik son yemek yenilip, son film de husu icinde seyredilebilirdi, ki nitekim de oyle oldu hersey. Onun kedi gibi mirlanmasini kovusturup, son aglayisini da teselli ettikten sonra ikimiz de yarinin getirecegi ozgurluk dusuncesiyle, ki benim bu dusuncelere ilaveten endiselerim de vardi, uyuyabilirdik. Sabah dortbucukta kalkip, banyo yapip, son gorevimin basina gectim. Burada bayan okuyuculara bir konu hakkinda aciklama yapmayi, bilisim konusunda bayan arkadaslarinin hizmetinde olan tum erkekler adina bir borc bilirim. Bu bayan arkadasimin cep telefonu, internet, kablolu tv, drucker, film indirme, cd yazma vb konularindan bihaber olmasi dolayisiyla, haftalardir yaptigim evdeki teknolojik iyilestirme cabalarinin uzerine bir de sabaha kadar son rotuslarla ugrastim. Bu konular genelde elektron hareketleri prensibi uzerinden isledigi, bulasik-camasir yikama gibi gozle gorulur faydalar yaratmadigi icin bayanlar tarafindan gozardi edilirler. Ben de bu durumdan olesiye muzdarip olan bir gencim. Ona gore hicbirsey tutmayan, ama bilisim sektorunundeki fayda-ucret iliskilendirmesi acisindan buyuk meblaglar tutan (meblagi siktir et, manevi degeri bes somesterlik universite egitimine denk gelen) bir faydam oldu. Ama gelin gorun ki, sabahin dortbucugunda kalkmam disinda onun uzerinde tek bir iyi intiba birakamadim. Sonra otomatiklesen, benim icin cok kisa olup, insanlik icin ise hicbisey ifade etmeyen valiz toplama rituelim basladi. Bu rituelin baslama ve bitis ani, onun gozlerindeki pariltinin, yuzundeki gulumseyisin ve rahatlamanin baslangic ve gelisme anina rastlar. Son kahvaltiyi yaparken taksici arkadasim tekrar aradi, bir gun once yaptigi ufak kaza yuzunden araci tamirhaneye goturmek zorunda kaldigini soyledi. Benim bu mutlu ani bu sefer olsun bozmadan, acil ve etkin bir girisim yapmam gerekiyordu, nitekim muvaffak da oldum. Isyerinden arabayi ayarladiktan ve bunu kullanacak arkadasi da ikna ettikten sonra planin diger kisminda da degisiklik yaptim. Esyalarimi bir hafta sonra kalacagim arkadasa goturecek, ama bu surede baska bir arkadasimda kalacaktim. Geriye kalan is ise baska bir arkadasimdan aldigim esyalari ona geri iade etmekti ve onunla bulusmam gerekiyordu. Onu da halletim. Kisacasi bugun her seyi hallettim. Ayrintilari anlatmak istemem cunku haftaya evinde kalacagim arkadasimin evine gittigimde onu alkol ve ot yuzunden elinin ayagi titrer halde bulmam disinda baska enteresan bir sahne olmadi. Suan okulun kutuphanesinde zaman geciriyorum. Arkadasimin isyerine gidip, ondan evin anahtarlarini almak ve eve gidip once uyumak, aksama da ayyas arkadasla disari cikmak, onun getirecegi kizlara asilmak gunun geri kalani ile ilgili hedefim.

Bu gune ait diger bir ayrinti da, cok guzel olan, ve de bazilarinin bana guzel guzel baktigi bircok bayanin etrafta bulunmasi. Disaridaki havayi gormesem, aldigim red maillerinden ocak ayinda oldugumuzu bilmesem, baharin gelecegine inanabilirim, yada inanirim. Bu gun icin diger onemli bir ayrinti da, arkadasimin evine esyalari birakmaya gittigimde, daha once birkac kez beraber oldugum kiz arkadasima, ve onun o apartmandaki arkadaslarina rastladim(one-two night stand). O apartmanda ne kadar cok bayan oldugu, bunlarin birbirleriyle iliskileri, benim bu iliskilerdeki konumum uzerine daha sonra bir post yazmayi dusunuyorum. Simdilik soyleyeceklerim sudur; pek bir sevindirdi onlari orada kalacak olmam. Beni de tabiiki.

Donnerstag, 29. Januar 2009

Tarhana

Dun aksam tekrar belirtildigi gibi evi biran önce terk etmem gerekiyor. Eski kiz arkadasinizin evine yerlesmisseniz bu gibi durumlara da hazir olmaniz gerekir. Aslinda eve ikinci yerlesmem cok da masumaneydi, kisa bir sure icinde bir bitirme tezi bulacak, hemen evden cikacaktim. Hatta o kadar cok arkadasim vardi ki, cogunlukla zaten onlarda kalacaktim. Gorunen o ki, sadece kendimi kandirabilmisim. Uc parcadan olusan bir yer yataginda yatiyorum. Eski bilgisayar oyunlarinda olur ya hani, super mario'da da vardi sanirim, havada asili duran taslar vardir, siz de onlara basarak ilerlersiniz. Ben iste o taslarin uzerinde uyuyorum. Kafami ve govdemi koydugum miderler ayri ve yastigimin gorevi aradaki boslugu doldurmak. Ayaklar ise zaten paranoyak olmus durumda. Akilsiz basin cezasini ayaklar ceker diye bir soz vardi. Bu ayaklar usuyor mu, nerede kaliyor ben bile bilmiyorum.

Ben aslinda buraya tasinmayi istememistim. Cunku bu arkadasim bana hala asik, yada ben artik onun artik arkadas oldugumuza inandigini zannetmistim. Aslinda buna cok uygun sekilde de davraniyordum. Bu davranisin esdegeri Türk filmlerindeki Tarik Akan figurudur. Ona benden nefret etmesi icin her turlu salakca davranisi yaptim. Ama kadin milleti cidden enteresan. Maco gibi davransam hosuna gidio, sert davransam seviyor, terslesem tekrar terslenmek istiyor. Neticede bu birkaca aylik surede bir yildir benden sogumasi icin yaptigim hersey heba oldu. Her ne kadar eski sevgili olarak bir okuz gibi, ev arkadasi olarak da super bir insan olarak davransam da, o beni tam tersi anladi. Simdi sevgisi deprestigi, evde de mal gibi durdugum icin beni evden hem de cok sert bir sekilde kovuyor. Tamam haftaya yerlesecegim baska bir ev buldum ama o benim evsiz kalip bir ay sonra geri gelecegimden emin. Ben de emin olmak istiyorum, bir sonraki ay icin bir ev bulmaktan. Son olarak da bana aksam benim bir yalanci olup olmadigimi sordu. Ona oyle bir cevap verdim ki, tek cumleyle degil onu Erman Toroglunu bile ikna edip susturabilirim. Ona valizimi gosterdim ve sordum, boyle bir adamin daha yalan atacak neyi olabilir ki. Simdilik inandi. Bu gun bir tarhana corbasi yapmayi deneyeyim. Seviyor turk isi yemekleri. Annem yapip gondermis, ben pisirmisim filan. En azindan ayin dordune kadar idare edeyim.

Mittwoch, 28. Januar 2009

Simply RED


Bir insan hayatinin uc ayina bu kadar girisimi ve red cevabini sigdirdiktan sonra nasil gelecek ile ilgili plan yapabilir, buna bir aciklama getirmek gerekiyor. Bitirme tezi yazacagim bir firma ararken, kazandigim paralari ve buraya olan bagimi carcur ettim. Her an buradan gidebilirim dusuncesiyle kendime bir barinak ayarlamadim, arkadaslarima guvendim ve onlarin yaninda sigindim. Onlar da bana guvendi, ben onlara sadece bi ay kalacagimi soyledigimde. Ama firmalar gibi onlar da red cevaplarini gonderince, redd-i firma kadar redd-i sinde de olunca, sacmasapan bir durumda kaldim. Bu bavul da atom karincanin cantasi degil hani. Icinden cikanlar, icine girenler az cok belli.Havlunun surekli posetlerde saklanmasi, yada kirli temiz camasir kavramlarinin camasirlarin kendileri gibi icice gecmesi, dis fircasinin agiz temizligi yapmasinin tam aksi olarak agizda temizlenmesi vs. Bu gidise acilen cozum uretmek gerekiyor. Cozum 1. Bas parayi, cik bir eve, sonra Almanya dan seni cagirsinlar, evi barki satip sav, oraya kos. Yada benim uzerinden gitmekte israr ettigim cozumde diren... Yukarida da sonuclari gozler onune serilmis olan bir yasamda belirsiz gelecek zaman kipiyle ev arkadaslarina kendini anlatmaya calis. Ben yoruldum arkadas. He tabi simdi firma ve ev konusu sadece pramidin ust kismiydi. Daha red zincirinin, yada pramidinin alt kismi da var. Kadinlardan yedigim redler de var ki, ben bunlari blogda yazmaya gerek bile gormem degerli okur. Bitti mi bitmez. Siz pramidin altina sakladigim seylere bakin. Acik bir sekilde irkci ayrimciliga ugradim, hatta ugramak derken oraya ugradigima da pisman oldum. Bir is gorusmesinde bu kadarmi net olabilir bir firma. "Pasaportunuzu yada vizenizi yaninizda getirin, yoksa bu ulke vatandasi olmadiginiz icin is sahasina giremezsiniz" diyor firma. Hem de bu ulkenin en onemli universitesinde master yapan, profesoru tarafindan tavsiye edilen bir kisiye. Her ne kadar benden tepki dolu bir oncu mail almis olsalar da, is gorusmesinde de acikca hissettirildigi gibi bir mailin insani irkci duygulardan sogutmaya yetmeyecegi bizzat acikca gorulmus oldu. Pramidimizden daha da asagilara indikce
benim basvuracagim bir firma, yada okulda bir enstitu kalmadigi gercegi ortaya cikiyor. Mal gibi kaldik yani ortada, bakmayin oyle acimayla yazdiklarima. Hocanin birinden istesem bir diplomarbeit, ne verecek ki bana. Yok olum, adamlarda da konu kalmamis. bitmis bu deniz. Kriz de cikti zaten. Diyor Almani, Avusturyalisi, "biz basalim parayi yapalim arastirmayi cinli gelsin, hintli gelsin, tak takistir uydursun bi sistem, satsin onu yari parasina, sonra da sen gel bizden is iste. Yada deniz bitmez de bana cok derin geliyo. Kesmiyor gozum, haftanin dort gunu mobilyaci uc gunu de akademisyen olmayi. Deniz bu yil mobilya sektorunde de bitiyormus ki, ben bu kotu finansal durum bilgisini pramidin dibine yerlestirdim.

Einbaumöbel in der Diplomarbeit

Suanki dekorasyonu ile blog sayfam bos vaziyette duruyor. tabula rasa... duvar kagitlari kaplamam gerek. Beyaz duvar her zaman tercihimdir fakat konu bir blog sayfasinin tasarimi olunca metaforlarin icinde debelenmek anlamsiz oluyor. Yazi yazmak kadar yaziyi fotograflar yada muzik, video benzeri elemanlarla desteklemek de gerekli olacak ve burada ben yine caresiz kalacagim. Nicin? Yazmak benim icin yeterince zahmet iken bir de yardimci eleman
arayisina gecmem gerekecek. Yapilabilir. Bu da odadnin mobilya kismini olusturacak ki, bu bugune kadar kendisine ait bir dogru duzgun odasi dahi olmamis biri icin cok vahim bir durumdur. Cunku ev dekorasyonu konusunda en buyuk bilgim masa sandalye ve esya dolabi uzerine kurulu. Tabi buradan yanlis da anlasilmasin. Eger konu buro tasarim ve dekorasyonu
olsaydi, yada ben bu sacmalamaya dogru yol alan metafor krizini bu konu uzerinden aciklamayi becerebilseydim emin olun, hatta bilin ki bir profosyonelle karsi karsiyasiniz- Bu benim master egitimimi devam ettirmemi saglayan biricik nacizane meslegim. Master calismam ve bu buro mobilyasi konulari nasil yanyana geliyor diyorsaniz, cevabi montaj, mekanik,hammallik, ince iscilik olarak karsiniza cikacaktir.

Simdi tekrar bu blogumun dekorasyon ve suslenmesi konularina donersek, yerimizde saymaya devam edecegiz. Bu cesit donusler daha cok duvara karsi ilerleyen bir arabanin gazina abanmak olacaktir. Buradan soyleyebileceklerim bu kadar. Aslinda soylemekten cok soz vermek isterdim, cok guzel bir dekorasyon olacak diye. Ama buna once kendimi inandirmam gerekecek. Mutabakat saglandiktan sonra gerekli aciklama bu blog uzerinden yapilacak, hatta aciklamanin da otesine gecilip bizzat sunum gerceklestirilecektir.

Dienstag, 27. Januar 2009

Baslangic

Yatakta uzanmis dusunurken herseyin daha kolay olacagini zannetmistim. Yazmaya baslayinca kafamda kurdugum hersey biranda dagildi. Sanki bos bir odanin ortasinda fareler birseyleri kemiriyordu ve evsahibi iceriye girdiginde hepsi bilincsizce etrafa dagildi. Bari birkacini yakalayabilseydim haklarinda gerekli bilgileri alabilecektim.

Bir iliskiye baslama beceriksizliginin ardindan daha nedenler dusunulurken kendini anlatma gerceginin eksikligi bu sefer suclu bulundu. Aslinda o hep sucluydu ama bu kez artik cezalandirilmasi gerekiyordu. Duygularini ifade etmekten korkan bir insan bir iliskiye nasil baslayabilirdi ki. Bir cesaret dedim, korkma kendini ifade etmekten. Yaz bir seyler, insanlar okusun ve gulsun. Bu gulme konusunu da acmak gerekir aslinda. Burada gulunecek olan bir kisi mi yoksa uzerinde tartisilmis herhangi bir konu mu olacak. Ben ikisine de raziyim. Ne yapayim, sacmalamalarima gulsun insanlar, salak bulsunlar biraz. Ben de kendimi sevmesini ogreneyim. Bir de bu sekilde yasayip gideyim. Aslinda tam da bir muhendise yakisan hareket oldu bu. Kendim icin yapacagim girisim mutluluk getirmekten ziyade bende bir degisiklik yaratmali. Master tezi yazacak asamaya gelecek kadar ilerlettigim bir muhendislik egitimim var ama gelin gorun ki orada bile bir memnuniyetsizlik goze carpiyor. Nicin? Suana kadar bu meslekte para disinda her turlu sacmaligi bana kazandirdigi icin. En cok da boyle kendimi gelistirmek adina bana girisimde bulunma durtusu getirmesinden dolayi.

Bakalim ne kadar ilerletecegim bir girisim olacak. Amacim bu kacan fareleri tektek yakalamak. Daha once de yaziyordum ama bu girisim bos kagitlara yazmak ve onlari kimsenin ulasamayacagi yerlerde saklamaktan ibaret olyuordu. Simdi onlari en ilkel (aslinda burada yazar ilkel kelimesi ile ulasilabilecek kitleyi eglendirici bir uslup arayisiyla kastetmek (katletmek) istiyor) sekilde yayinlamaya girismis bulunuyorum. Ama kitleler de kesinlikle burada yazilanlari okurken dikkatli olsunlar. Zira beynimin icindeki bulanikligi asip guzel seyler yazayim, guzel iliskilere basliyayim derken kafanizi bulandirabilirim. Kimin kafasi bulancak kardes, sen bir bes alti postu gondermeyi becer once diyecek olanlar da vardir icinizde. Gorusecez biz onlarla.