Montag, 25. Mai 2009

Intensive and Extensive Clubbing


Kapi esiginden atlayamayan, araligindan dunyaya bakamayan en taze sikilimis portakal. Cok sey yazmak isterdim senin uzerine ama daha baslangicta bir ingiliz klavyeden turkce yazma girisiminin komedisine kurban gidiverdin. Taze olman yeterli degil senin bu sekilde muameleler gormene ama daha sonra basina gelenler senin bir noktanin etkinligi hakkinda daha fazla bilgi sahibi olmani gerektirebilir . Varligin en fazla yerli mali haftasinda yada bir meyhnede kasi gozuyle cizilmis halde bulunarak goze sokulmaya calisilabilirdi ama ya evde yoksan? Kimse sana burada bulunmama nedenini soramaz ama ya seni her gorusunde aklina turlu turlu hayaller gelen cocuklar? Ya da buyukler? Bir portakaldan beklenenler ile onun arkasinda duran c vitamini mafyasi? Arabain lastiklerinin idirebilirsin ama o havaya ve lastiklere hicbir zaman sahip olamazsin. Zamani calabilirsin ama kertenkeleleri atom bombasiyla olduremessin. Mantar gibi hvaya kalkan bu dumani sen yaratabilirsin ama manifaturacinin sattigi butun dugmeleri tek bir kazaga dikemezsin. Kimse sana beldesan bisiklette uzaklara gidemezsin demiyor ama tum romantizmi de olduruyorsun gecenin korunde mezarliklarda gezinerek. Mezarliklarda top oynanan zamanlari da biliyorsun. Fatiha li mezar taslarindan kale yaptigin zamanlari da bilip anlatiyor mahallenin yaasli amcalari, teyzeleri. Mezar tasindan kale direginin ve mezar tumseginde calim atmanin avantajlarini o yasta gormus biri olarak gelecegini daha iyi planlamis olman gerekebilirdi. Yada cok guvendin mezar taslarinin yalan soylemeyecek olmasina. Yada o olulerle ictigin biralar simdi kimbilir cehennemin hangi kosesinde anlatiliyordur. Senin cehenneme, olulerin de alkole bu kadar yaklastigi anlar ne kadar vardir ki? Bakkaldan caldigin yedigunlerin kutulari mezarlikta dururken hala o yedigun sisesinin esrarengizligini dusunerek cocukluk hayalleri mi kuracaksin. Yaptirmazlar sana o hayalleri, yakarlar canini, kirarlar ceneni. Seni oyle bir calistirirlar, parasiz birakirlar ki, en uzak memeleketlerde bile o mezarliga ozlem duyarsin. Ama istemezsin tumsegin altindaki sen ol, uzerinde ol , calim at herkese her seye, mezar taslari sadece kale olsun, ve kimse tartismasin hicbir zaman, iceridemisin disaridami.

Dalgaboyu vs Cobanyildizi


Muzik cogu insan icin dinledigi ve hislendigi o sarkilardan ibaret iken, muzigin altinda yatan gerceklik ise aslinda basli basina bir dunyadir. Sestir aslinda muzik ve en basit tanimiyla titresimdir. Herhangi bir seyi belli bir frekansta, belirli araliklarla titrestirip ondan duygular kazanmaya yonelik bir eylemdir en basit ifadesiyle muzik. Rezonanslar vardir icerisinde, en dusuk frekansin en baskin olmasi diye birsey vardir. Oktav denen ve temeli frekanslarin katsayilarindan ibaret olan bir durum vardir. Her ses de belirli frekanslarin bir katidir aslinda. Ve isin garibi butun muhendislik dallari ayni konu ile cok derinden ilgilenir ve cok iyi anlasilmasi gerekir, bir kisinin iyi bir muhendis oldugundan bahsedebilmesi icin. Keza renkler icin de ayni durum gecerlidir. Hepsi bir frekans fenomenine indirgenir ve bu sekilde incelenir. Aslinda sanatci ve muhendisin kaderi de burada kesisir. Biri duygularini en basit halde gerceklige donusturur, digeri de gercekligi uygulanabilir formlara sokar. Ama biri gercekten insandir, ilgi uyandirir, hos bir yonu vardir, digeri de duygusuz ve insanin en itici yonudur. Kaderlerin cakismasi ve gercekligin en uc noktalarda ayrismasidir bana gore.

Belki Bustumuzden Bir Kus Gecer

Kitaplari yakan bir cemiyetin insanlari ne de olsa karsimizdakiler. Tarihten bu gune yakilan bircok kutuphane de olmustur aslinda. Bir tarihi yok etmeye yeterlidir elinizin altinda bir geri zekali bir de ates bulunmasi. Iste kul toplayicilik meslegi de burada baslamaktadir. Yollar darlastikca o mekanda kaybolma ihtimaliiz daha da artiyor. Caglar oncesinin en guzel kadininina ait bir bust bu gune kadar saklanabilmisse, bu onun guzelligi kadar yanmazligi ile u de alakalidir. Onu yok etmek icin de sakar bir insanin varligi yeterlidir gerci ama konsantrasyon sakarligin en guzel panzehiridir. Donarak olmus insanlarin bedenin suan bize gecmisimiz hakkinda en buyuk ip uclarini veriyorsa bundan farkli dersler cikarabilmemiz de gerekir. Bu adini efsanelestirmek isteyen insanlara bir ders olmalidir aslinda. Buyuk eserler vermek, buyuk insan olmak yeterli degildir her zaman. Verip verebilecegiiz tum eserler yikilip yakilmaya bu kadar musaitken kaliciligimiz bir neanderthen insani kadar bile olamayabiliyor. Yazma seklimiz kadar olme seklimizi de gozden gecirmemizde fayda oldugunu dusunuyorum.