Montag, 25. Mai 2009

Dalgaboyu vs Cobanyildizi


Muzik cogu insan icin dinledigi ve hislendigi o sarkilardan ibaret iken, muzigin altinda yatan gerceklik ise aslinda basli basina bir dunyadir. Sestir aslinda muzik ve en basit tanimiyla titresimdir. Herhangi bir seyi belli bir frekansta, belirli araliklarla titrestirip ondan duygular kazanmaya yonelik bir eylemdir en basit ifadesiyle muzik. Rezonanslar vardir icerisinde, en dusuk frekansin en baskin olmasi diye birsey vardir. Oktav denen ve temeli frekanslarin katsayilarindan ibaret olan bir durum vardir. Her ses de belirli frekanslarin bir katidir aslinda. Ve isin garibi butun muhendislik dallari ayni konu ile cok derinden ilgilenir ve cok iyi anlasilmasi gerekir, bir kisinin iyi bir muhendis oldugundan bahsedebilmesi icin. Keza renkler icin de ayni durum gecerlidir. Hepsi bir frekans fenomenine indirgenir ve bu sekilde incelenir. Aslinda sanatci ve muhendisin kaderi de burada kesisir. Biri duygularini en basit halde gerceklige donusturur, digeri de gercekligi uygulanabilir formlara sokar. Ama biri gercekten insandir, ilgi uyandirir, hos bir yonu vardir, digeri de duygusuz ve insanin en itici yonudur. Kaderlerin cakismasi ve gercekligin en uc noktalarda ayrismasidir bana gore.

Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen