Donnerstag, 30. Juli 2009

Bi dunya kisrak kafasi

Peceteye yaziyi icad eden toplumlar eglence duskunlugunden dolayi yok olmaya mahkum olmadilar. Mahkum dahi olabilecek kapasiteye sahipler miydi o konu da tartismalidir zira mahkum olabilmek icin yargilayici bir sistemin icinde olmaniz gerekir. Gocebe bir toplum doganin yaptirim yada cezalarindan bir sekilde en az hasarla kurtulan midir? Anarsi durur her daim her kose basinda ama isyan bedene karsi midir yoksa sizi saran bedenlere mi karsi? Keci bulamamistir otlayacak cimen ve pesisira yuruyorsan onun, bakmalisin sozlukte bir defa ne demektir evcillestirmek. Her seye karsi isyan, dumana karsi sevgi boyle bir birliktelik ile yanyana gelebilir. Sozde isyanlar agizlarda yasatilip kulluklerde bastirilinca bir yasa ile neler yapilir gorunuverir ansizin. Itaatkarlik ve isyankarlik ayni govdede olamaz ve bunu keciler bile bilirler. On tekerler isyankarsa arka tekerlekler de sadece bir ise yarar ki, o araba da gidebilsin. Ama Rock n Roll u bu yuzden severiz cunku derdimiz araba degildir hicbir zaman. Duman olmussa her sey, ve de butun goruntuyu karartan buysa, dumanla da acar kisiler onlerini. Keci bulacaktir yolunu bu dumanin icerisinde ama hicbirsey yapamayip elinden sadece dumani yok etmek geliyorsa yuru en azindan o kecinin pesisira..

Mittwoch, 29. Juli 2009

Neseli Gunler Anonom Tic. Ltd. Sti.

Daha japon karatecilerin sadece hareketlerine „iiih! Haaaaay! gibi efektler kararak film cevirdikleri zamanlardi. Wakabayasi, Tusubasa tayfasinin kagit uzerinde yok sayildigi zamanlardi ki, biz „Maradona!“, „Beckenbauer!“ diye bagirarak topa vururduk o donemler. Japon cocuklari cok sonralari ancak „kartal vurusu“ diye bagirarak topa vurmayi ogrenebildi ki, biz o zamanlar bu isleri coktan birakmis, televizyon denilen alette topa vuranlarin kendisini seyrediyorduk. Gerci topa vurmayi bizden daha iyi ogrenmislerdi ama ben yine de bunu onlarin Japon olmasina bagliyorum. Bir de su var... Kartal vurusu ne ola ki? Kartal diye bir topcu duymadim simdiye kadar ben. Neyse ki „hi! mih!“ diye bagirmayi birakip biraz daha insani haykirislar ogrenmisler en azindan. Biz daha o zamanlar bos cigliklar atmak yerine kendimizi Beckenbauerle ozlestirerek ne kadar vizyon sahibi cocuklar oldugumuzu butun mahalleliye gostermistik. Bundan daha da onemlisi biz bu Pelenin, Beckenbauer’in hangi jiletle tras oldugunu bile bilebilecek kadar kulturluyduk. Her ne kadar topa vuruken „Fenerbahceli Cemil!“ seklinde bagirmasak da, Beckenbauerle ayni tras bicagini kullandigi icin ona da kalbimizin bir kosesinde yer acmistik. Bunun yaninda onlerinde top olmadan Brijit Bardot diye soylenip gezinen abileri gorsek de, olayi jilet kardesligine baglamaktan baska bir sey yapamiyorduk.

Gel zaman git zaman buyuyup Alman televizyonlarini seyreder oldugumuzda girer oldu Tacsiz Kral’lar, Beckenbauer’ler tekrar hayatimiza. Beckenbauer’in suanki tras bicagi secimini biilemem ama artik o bicagin kahvede satilanlardan olmadigi kesin. Tesaduf degilse de kutlamak isterim Beckenbaueri. Bir kahvede baslayan reklam hayati suan doludizgin gidiyor. Surekli bir reklamda goruyoruz kendisini. Yada bir televizyon programina konuk olmus vaziyette. Bir de o kartal vurusu yapan arkdasa seslenmek isterim. „Siz pazartesiden cumaya ancak karsi kalenin onune kosabiliyorken biz yedi cihan mahalleyle mac yapip bitiriyoduk“

Dienstag, 28. Juli 2009

noch und noch weiter

Sehrin altin anahtarini ezbercide bozduruyorlar. Atesten gomlege yunan tanrilari bile bir dugme dikememislerdi. Mavi olmasi asaletinden, oduncu olmasi da yedeginin bulunmamasindan ileri geliyordu. Tek basina var olamiyordu bir turlu cunku bir utuye ihtiyac duyuyordu. Utu ise isi agirdan almayi severdi cunku atom baslikli fuzeler gibi hic kullanilmamasi, caydirici guc olmasi icin uretiliyordu bazi erkeklerin nazar i dikkatinde. Sicacik bir duzluk yaratmaktaki becerisi sadece tek bir duzleme sikisip kalmisti ve arkasindan gelenler yine kendi attigi turlar oluyordu. Elektrik direkleri ile kusatilmis bir yol ile bu direklere carpmakta israrli bir sofor arasindaki bag anlasilmaz bir sekilde sonlaniyordu. Azizler ile avizeler ayni paydada bulusacaktir ama kahpe bir alize bir turkuden firlamiscasina ortaya atlayacaktir fakat ruzgar gibi gelip gececektir. Azizler isimleri olacak mumlarla aydinlanan Katedrallerin, Kiliselerin, sadece ve sadece dua edenlerin gorebildigi o isigi yaratamayan avizenin isiltili ve renkli vals salonlarinin isigi olmasi paralelinde.

Tarumundar

Kelle paca karisik
Ekmek arasi tuzlama
Yedigin ogunde
Yemedigin arkanda
Birakmissan bir yudum
Kosacaktir sana
Vaad ettigi
Vitaminler elmanin
Her gun girdigi ev
Hastalikta ve saglikta

Hosluktaki bir buyuk bosluk

Uzerinden bir yil ve yarim ay gectikten sonra en son gecen hafta bir yataga, odaya kavusabildim. Bir ay bir arkadasimin evinde de yalniz basima kalmisligim olmustu ama bu defa hersey kendime ait oluyor. Bu gecen bir yilin yaklasik birbucuk ayinda bir yatakta yatabildim. Uc ayi yer yatagi olmak uzere bu surenin neredeyse tamami muhtelif cekyatlarda, sofalarda gecti. Bunlar toplamda tatillerdeki yataklari ve one night standleri saymazsak on adet yer ediyor. Bunun yaninda 6 degisik ulke ve sayisi onu gecen farkli sehirleri de eklersek olay iyice abartili bir hale geliyor. Arabada ve istasyonlarda sabahladigim gunleri de siktir edelim.

Sonuc? Her ne kadar yalnizlik bu hayattaki en nefret ettigim ve kacindigim sey olsa da, bazen insan yalniz kalmaya o kadar ihtiyac duyuyor ki. Evlerin salonlarinda yatip kalkip butun esyalarinizin bir bavulda tikistirlildigi bir yasam ne kadar uzun sure cazip olabilir ki? Kafam oylesine bos ki. Halbuki bunca seyden sonra carkifelek gibi firil firil donmesi gerekirdi. Tek bir dusunce tek bir ilham bile yok suan kafamin icerisinde. Yasaminizi kaygan bir zemine yerlestirdiginizde sonuclari da bu sekilde oluyor demek ki. Uzerine tek bir fikir bile koyamadan ilerliyor buluyorsunuz kendinizi. Ait olamiyorsunuz hicbir seye ve size ait olan tek bir sey bile olmuyor bu hayatta. Yalnizliginiz bile size ait degil cunku yasayabileceginiz tek yalnizlik cevrenizdeki insanlarin sizi gormemezlikten gelmesi sayesinde oluyor. Beyniniz bir yerden sonra patlayacakmis gibi oluyor. Uyku degildir aslinda beynin esas dinlencesi. Eger yalniz basiniza kalabiliyorsaniz ve bu yalnizliktan zevk de cikartabiliyorsaniz en buyuk dinlenmek budur aslinda. Simdi ilk defa basbasa kalabiliyorum kendimle. Uzun yillar sonra ilk defa kosturmak zorunda olmadan yasayip, saat altida eve gelerek bor sessizligin icinde birseyler okuyabiliyorum. Neredeyse besbucuk yildir ilk defa aksamüstleri ve aksamlar bana ait. Bir vicdan azabi duymadan, yetistirecek birseylerim olmadan, kosturmam gereken birseyler olmadan bana ait olan bir zaman. COk ozlemisim aslinda bir parka gidip yasli insanlar gibi etrafa bosbos bakarak oturmayi. Yada bir futbol topunu alip kendi basima parkta oynamak, cocuklar gibi hicbir seyi dusunmeden.

Ilk defa bugun birseyler yazmaya cesaret bulabildim. Aslinda cesaret de degil bu. Cunku kafamda hicbir sey yok. Sadece bir bosluk. Belki kendimi yazmaya zorlayarak yikabilecegim bu gozlerimin onundeki duvari.Darmadagin olmus bir beyin ancak yeniden kendi parcalarini tanimaya basliyor. Her kose basina, her sehre her odaya serpistirdigim parcalar ancak simdi toplanmaya basliyor.