Freitag, 7. August 2009

Merdivenlerarasi bosluk

Elini kalbine bastir ve birak. Tepkileri olcmen tepkilere karsi bir tasarruf olusturmuyor. Her sampiyonlugun kahramani olmak zaman istiyor. Lagim farelerinin kenarda otobus beklerkenki hali icler acisi. Otobuse en yakin duraktan yola cikmak istiyor ama evlerinin onu mersin oldugu icin acele etmelerine gerek yok. Burada olsaydi ben ona git kendini tunaya at derdim. Ton baliklari tunada yasamaz ama butun dillerde ikisi de o kadar karisik yaziliyorlar ki, ben de onlarin ikisini de konserve olarak dusunup isin icinden cikmaya ugrasiyorum. Halilari ayaklariyla yikadiktan sonra ayaklarini en yararli sekilde kullanmanin verdigi tatminle disari cikiyorlar. Icki icilmis madenlerde yatacak yatak ariyorlar. Madenin en dibine yerlesmis olarak kendisini disavuruyor. Kime ne zaman nasil ulastigi hic bilinmiyor. Coraplarini kivirip sapkasinin icine koyuyor. Cekirdekleri kavururken firinin da sicakligini uzerine eksimik kaplayarak anliyor. Diger bahcede bekleyen kiza nanik yapiyor. Zavalli icin hayat cok zor gececek zira buyumek o kadar da hizli olmuyor ve arkaya bakmadan kosmak da gerekiyor. Basortusunun altina saklanan aydin kesimi bu sekilde bir kesimden daha da rahatsiz olmaya basliyor. Ama o ziyadesiyle kafasinda baska bir sac kesimini tercih ederdi. Psikiyatri kesimi nedir ve bu konuda gecmise bakmadan konusmayi ogrenebilecekmidir. Cocuk olmak suc oluyor neredeyse ve bu kesimden kimse rahatsiz degil. Kalemi saclarinin arasinda kaydirarak kendisine ait yoldan tum bu gerceklikleri de yikiyor. Anlayamadigi ne varsa hepsi birbir gerceklesecek ama onun olan bitenden hicbir sekilde haberi yok. Terk edilmis hissiyati veren, belki yuzyillardir uzerine tek bir iz bile birakilamamis bu ev simdi kimsesizlikten catlamis durumda.

Mittwoch, 5. August 2009

Kopuk ve tandem

Biranin ilk ve son yudumlari arasindaki fark kisinin balonlar uzerinde seyehat etme dusune denk gelmektedir bazi bazi. Guzel sacli bir kadini ilk ve son defa gormektir bir yerde. Daha iyi yada daha kotu olabilecek tum yargilara karsi hazirlikli olmalidir birey.

Bira icmek adina tum vasiflari yerine getirse de aklindan cikartamadigi bir gercek vardi. Hangi yoldan yururse yurusun arkasinda hic bilmedigi birseyler birakiyordu. Ilk aklina geleni en son soyluyordu ama en son soyledigini de aciklamaktan esirgemiyordu kendini. Birayla baslar hayat demesini bilirdi de son yudum hayatin sonu olmayacakti kesinlikle. Bahar sabahlarinda kisa pantalonla dolasmayi bilirdi de altina don giymedigi zamanlarin yasadisi isler sinifina girdigini aklina bile getirmezdi. Birayla baslayan hayat biranin kendisi gibi ucucu ve sinsi olmaliydi. Ac kalacak olsa yardima gelecek arkadaslari vardi ve bu ona bir sigara yakma arzusundan baska bir girisim gucu vermiyordu. Bira ile baslarsa hayat tekel olmalidir onun dagiticisi her daim. Hayata ve insana dair bilgilerimiz hep bu tekelden dagitilirsa eger, balondan asagi bakinca gorduklerimiz de boyle olmalidir der babam.Tekeli tek elliler icmez ama birinciyi birinciler icer derdi de babam ayrica. Panik yapmaya da gerek yoktu onun nazarinda cunku onlar asker gazozlarini da gormustu serbest piyasanin askeri girisimi sayesinde. Birayi da hayati da boyle yasamaliydi insanoglu onun ogretmenliginin verdigi ilhamla anlattigi sekilde soylersek. Girisimi serbest olmali, ama girecekse de hayatina talepkardir bu meret, nizam ister, kulluk ister. Birayla baslayan hayat boyle kopuklerle konulacaktir sofraya bir dugundeki gelinin tazeligi ve guzelligindeki gibi ve her iki sekilde de karinda bir sislik gorulecektir kisa bir sure sonra. Dogurgan olan hayattir ve biranin kopugu de azalacaktir evli erkegin hayattan uzaklastigi hizda ve huzunde. Birayla baslayan hayat kopuklerle karsilanip hickiriklarla ugurlandiginda gozyaslari baskalari tarafindan akitilacaktir nede olsa gozyasi ucucudur alkolle karistigi oranda ve kolonya gibi freahlatir bunyeyi. Alkol alkole, kuller kullere karisir kimi limoncicekleri kimi de karanfiller esliginde. Boyle buyurur kasaplar sofrasinda dedelerin en kasabi.

Donnerstag, 30. Juli 2009

Bi dunya kisrak kafasi

Peceteye yaziyi icad eden toplumlar eglence duskunlugunden dolayi yok olmaya mahkum olmadilar. Mahkum dahi olabilecek kapasiteye sahipler miydi o konu da tartismalidir zira mahkum olabilmek icin yargilayici bir sistemin icinde olmaniz gerekir. Gocebe bir toplum doganin yaptirim yada cezalarindan bir sekilde en az hasarla kurtulan midir? Anarsi durur her daim her kose basinda ama isyan bedene karsi midir yoksa sizi saran bedenlere mi karsi? Keci bulamamistir otlayacak cimen ve pesisira yuruyorsan onun, bakmalisin sozlukte bir defa ne demektir evcillestirmek. Her seye karsi isyan, dumana karsi sevgi boyle bir birliktelik ile yanyana gelebilir. Sozde isyanlar agizlarda yasatilip kulluklerde bastirilinca bir yasa ile neler yapilir gorunuverir ansizin. Itaatkarlik ve isyankarlik ayni govdede olamaz ve bunu keciler bile bilirler. On tekerler isyankarsa arka tekerlekler de sadece bir ise yarar ki, o araba da gidebilsin. Ama Rock n Roll u bu yuzden severiz cunku derdimiz araba degildir hicbir zaman. Duman olmussa her sey, ve de butun goruntuyu karartan buysa, dumanla da acar kisiler onlerini. Keci bulacaktir yolunu bu dumanin icerisinde ama hicbirsey yapamayip elinden sadece dumani yok etmek geliyorsa yuru en azindan o kecinin pesisira..

Mittwoch, 29. Juli 2009

Neseli Gunler Anonom Tic. Ltd. Sti.

Daha japon karatecilerin sadece hareketlerine „iiih! Haaaaay! gibi efektler kararak film cevirdikleri zamanlardi. Wakabayasi, Tusubasa tayfasinin kagit uzerinde yok sayildigi zamanlardi ki, biz „Maradona!“, „Beckenbauer!“ diye bagirarak topa vururduk o donemler. Japon cocuklari cok sonralari ancak „kartal vurusu“ diye bagirarak topa vurmayi ogrenebildi ki, biz o zamanlar bu isleri coktan birakmis, televizyon denilen alette topa vuranlarin kendisini seyrediyorduk. Gerci topa vurmayi bizden daha iyi ogrenmislerdi ama ben yine de bunu onlarin Japon olmasina bagliyorum. Bir de su var... Kartal vurusu ne ola ki? Kartal diye bir topcu duymadim simdiye kadar ben. Neyse ki „hi! mih!“ diye bagirmayi birakip biraz daha insani haykirislar ogrenmisler en azindan. Biz daha o zamanlar bos cigliklar atmak yerine kendimizi Beckenbauerle ozlestirerek ne kadar vizyon sahibi cocuklar oldugumuzu butun mahalleliye gostermistik. Bundan daha da onemlisi biz bu Pelenin, Beckenbauer’in hangi jiletle tras oldugunu bile bilebilecek kadar kulturluyduk. Her ne kadar topa vuruken „Fenerbahceli Cemil!“ seklinde bagirmasak da, Beckenbauerle ayni tras bicagini kullandigi icin ona da kalbimizin bir kosesinde yer acmistik. Bunun yaninda onlerinde top olmadan Brijit Bardot diye soylenip gezinen abileri gorsek de, olayi jilet kardesligine baglamaktan baska bir sey yapamiyorduk.

Gel zaman git zaman buyuyup Alman televizyonlarini seyreder oldugumuzda girer oldu Tacsiz Kral’lar, Beckenbauer’ler tekrar hayatimiza. Beckenbauer’in suanki tras bicagi secimini biilemem ama artik o bicagin kahvede satilanlardan olmadigi kesin. Tesaduf degilse de kutlamak isterim Beckenbaueri. Bir kahvede baslayan reklam hayati suan doludizgin gidiyor. Surekli bir reklamda goruyoruz kendisini. Yada bir televizyon programina konuk olmus vaziyette. Bir de o kartal vurusu yapan arkdasa seslenmek isterim. „Siz pazartesiden cumaya ancak karsi kalenin onune kosabiliyorken biz yedi cihan mahalleyle mac yapip bitiriyoduk“

Dienstag, 28. Juli 2009

noch und noch weiter

Sehrin altin anahtarini ezbercide bozduruyorlar. Atesten gomlege yunan tanrilari bile bir dugme dikememislerdi. Mavi olmasi asaletinden, oduncu olmasi da yedeginin bulunmamasindan ileri geliyordu. Tek basina var olamiyordu bir turlu cunku bir utuye ihtiyac duyuyordu. Utu ise isi agirdan almayi severdi cunku atom baslikli fuzeler gibi hic kullanilmamasi, caydirici guc olmasi icin uretiliyordu bazi erkeklerin nazar i dikkatinde. Sicacik bir duzluk yaratmaktaki becerisi sadece tek bir duzleme sikisip kalmisti ve arkasindan gelenler yine kendi attigi turlar oluyordu. Elektrik direkleri ile kusatilmis bir yol ile bu direklere carpmakta israrli bir sofor arasindaki bag anlasilmaz bir sekilde sonlaniyordu. Azizler ile avizeler ayni paydada bulusacaktir ama kahpe bir alize bir turkuden firlamiscasina ortaya atlayacaktir fakat ruzgar gibi gelip gececektir. Azizler isimleri olacak mumlarla aydinlanan Katedrallerin, Kiliselerin, sadece ve sadece dua edenlerin gorebildigi o isigi yaratamayan avizenin isiltili ve renkli vals salonlarinin isigi olmasi paralelinde.

Tarumundar

Kelle paca karisik
Ekmek arasi tuzlama
Yedigin ogunde
Yemedigin arkanda
Birakmissan bir yudum
Kosacaktir sana
Vaad ettigi
Vitaminler elmanin
Her gun girdigi ev
Hastalikta ve saglikta

Hosluktaki bir buyuk bosluk

Uzerinden bir yil ve yarim ay gectikten sonra en son gecen hafta bir yataga, odaya kavusabildim. Bir ay bir arkadasimin evinde de yalniz basima kalmisligim olmustu ama bu defa hersey kendime ait oluyor. Bu gecen bir yilin yaklasik birbucuk ayinda bir yatakta yatabildim. Uc ayi yer yatagi olmak uzere bu surenin neredeyse tamami muhtelif cekyatlarda, sofalarda gecti. Bunlar toplamda tatillerdeki yataklari ve one night standleri saymazsak on adet yer ediyor. Bunun yaninda 6 degisik ulke ve sayisi onu gecen farkli sehirleri de eklersek olay iyice abartili bir hale geliyor. Arabada ve istasyonlarda sabahladigim gunleri de siktir edelim.

Sonuc? Her ne kadar yalnizlik bu hayattaki en nefret ettigim ve kacindigim sey olsa da, bazen insan yalniz kalmaya o kadar ihtiyac duyuyor ki. Evlerin salonlarinda yatip kalkip butun esyalarinizin bir bavulda tikistirlildigi bir yasam ne kadar uzun sure cazip olabilir ki? Kafam oylesine bos ki. Halbuki bunca seyden sonra carkifelek gibi firil firil donmesi gerekirdi. Tek bir dusunce tek bir ilham bile yok suan kafamin icerisinde. Yasaminizi kaygan bir zemine yerlestirdiginizde sonuclari da bu sekilde oluyor demek ki. Uzerine tek bir fikir bile koyamadan ilerliyor buluyorsunuz kendinizi. Ait olamiyorsunuz hicbir seye ve size ait olan tek bir sey bile olmuyor bu hayatta. Yalnizliginiz bile size ait degil cunku yasayabileceginiz tek yalnizlik cevrenizdeki insanlarin sizi gormemezlikten gelmesi sayesinde oluyor. Beyniniz bir yerden sonra patlayacakmis gibi oluyor. Uyku degildir aslinda beynin esas dinlencesi. Eger yalniz basiniza kalabiliyorsaniz ve bu yalnizliktan zevk de cikartabiliyorsaniz en buyuk dinlenmek budur aslinda. Simdi ilk defa basbasa kalabiliyorum kendimle. Uzun yillar sonra ilk defa kosturmak zorunda olmadan yasayip, saat altida eve gelerek bor sessizligin icinde birseyler okuyabiliyorum. Neredeyse besbucuk yildir ilk defa aksamüstleri ve aksamlar bana ait. Bir vicdan azabi duymadan, yetistirecek birseylerim olmadan, kosturmam gereken birseyler olmadan bana ait olan bir zaman. COk ozlemisim aslinda bir parka gidip yasli insanlar gibi etrafa bosbos bakarak oturmayi. Yada bir futbol topunu alip kendi basima parkta oynamak, cocuklar gibi hicbir seyi dusunmeden.

Ilk defa bugun birseyler yazmaya cesaret bulabildim. Aslinda cesaret de degil bu. Cunku kafamda hicbir sey yok. Sadece bir bosluk. Belki kendimi yazmaya zorlayarak yikabilecegim bu gozlerimin onundeki duvari.Darmadagin olmus bir beyin ancak yeniden kendi parcalarini tanimaya basliyor. Her kose basina, her sehre her odaya serpistirdigim parcalar ancak simdi toplanmaya basliyor.