
Sokaklarin dili...Streetart...Kosebaslari da yorumsuz kalmamali, sokaklar gercek sahiplerince devralinmali. Madem ki en dusuk sinif sokak insani olmakla tanimlaniyor, sokaklari da onlara birakmaz gerekmez mi?
Nasil ki gercek buyuk olmak icin gecmisinizin de buyuk olmasi gerekirken, gercek sehir olabilmek icin de sokagin sesini de yansitabilyor olmaniz gerekir. Hangi sosyal tabakadan olursa olsun, kedilerinin sehirde her nasil olursa temsil edilebildigini gormek ister insanlar. Koylu yada gocebe degil de sehirlesen insanlarin demokrasi fikrini olustrurmasi da tesaduf degildir zaten. Sehir toplumunu belirleyen en buyuk olcuttur zaten, insanlarin o kalabaliklarda kendilerini savunabiliyor ve ifade edebiliyor oluslari. Bu durusun ayrimini birakin Turkiye deki koklu sehirler ile digerleri arasinda yapmayi, avrupa da dahi inanilmaz derecede hissediyorsunuz.
Peki sonuc... Sonuc onemli degil ama insanlarin kendileri ifade edis ve durus bicimleri onemli oluyor. Ve bu durusu da sehirlerde en belirgin ortaya koyan araclardan biri, belki de en onemlisi grafiti oluyor. Bunlari genclerin duvarlara cizdigi yavsakliklar olarak degerlendirmek muthis aldaticidir. Yada gereksiz seyler...Bu belki de insanin kalabaliklardaki varligina vurgu yapan en anarsist hareketlerden biridir. Sokagin ve onun gercek sahiplerinin beraberce sisteme ve dayatmalara karsi duruslaridir sozkonusu olan. Eski zamanlarda demokrasiyi olusturabilmek icin yapilar girisimlerin, bugun anarsistce sistemleri zorlama ve donusturme seklindeki formudur. Bence son yuzyillarda yaratilmis, insanligin belki de en buyuk sistemi degistirme cabasi oldugu bile dusunulebilir.
Ve bu insanlarin cabasi... Cok zor ve tehlikeli islerdir yaptiklari. Yillarca bu yuzden hapiste yatmis bir kisiyle tanismistim Berlin de. Bir taraftan da resmen askikti Berlin e. En ucuz yemekleri yiyip, en ucuz biralari da icse de, yasitlari en luks arabalara sahipken o hicbir seye sahip olamasa da onlar hayatta daha cok etkili olduklarina inaniyorlar. En azindan kocaman bir sehrin degisim ve gelisimi ellerinden geciyor. Anarsiszmi bir nebze de olsa yasiyorlar...
Ve en onemlisi.. Sanat kliseinin yada varlikli insanlarin gudumunde ilerllemekten, elitisit bir kesime ithab etmekten kurtuluyor sonucta. Galeri duvarlarini suslemek yerine Hatice teyzenin duvarini susleyecek bu sanat, ve o duvar bile binlerce euro edebilecek...Sokaga sahip olanlar, hem kendilerini ifade edebilecek, hem de kendi gibi olanlara hitab edecek.

Keine Kommentare:
Kommentar veröffentlichen