Samstag, 11. April 2009

Ivmelendim de duruldum.

En son gonderdigim postun uzerinden bihayli zaman gecti. Her ne kadar aceto usulu kilidi vurup ara vermesem de anahtarsiz bir hayat yuzunden birakin yazmayi, dusunmeye bile vaktim olmadi desem yeridir. En son biraktigimda bir arzuhalci masasinda yazmis, sonraki gunde de o evden ayrilmak zorunda kalmistim. Sonrasi uzerinde basarak ilerledigim film seritleri toplamiydi. Bagimsiz Amerikan sinemasina ait bir yol filminin ev filmi versiyonu bu gecen surede bizzat yasanmis bulunmakta. Uzerine de vurucu ingiliz sinemasi eklenebilir. Bunun yanina da fransiz sinemasina ait bir ask melodramini da eklesek fena olmaz aslinda. Bir yesilcam klasigi ise bu donemin kapanis filmi olabilir aslinda.

O evden ayrilisimi takip eden donemin ilk uc haftasi bir ev filmimin agirlik noktasini olusturur. Bu gecen uc hafta boyunca her gununu farkli evlerde gecirmem gerekti. Yanima aldigim dis fircasi vs. gibi ekipmanlar ile oyle bir mobilize hale geldim ki, ev ihtiyaclarim sadece banyo yapmak ve uyumak kadar minimum duzeye iniverdi. Yaptigim sadece bulabildigim bir eve gidip banyo yapip uyumak ve sabah erkenden calismak uzere yola cikmakti. Hem para kazanmak icin calismam, bir taraftan da ders calismam gerekiyordu. Cantamda bulunan esyalarim uc kisimdan olusuyordu. Birinci kisim zaruri esyalalrim, ikinci kisim laptopum ve dersimle ilgili kitaplar, ucuncu kisim da isimde kullandigim alyan anahtari, elektrikli el aleti vs den olusan alet cantamdi. Bu uclu ve ben bu haftalar boyunca hep beraber kasvetli mart ayini atlatmaya calistik. Tek bir mottom vardi; " Evi bulursan banyo yap, isi bulursan calis".

Bunun yanina bagimsiz ingiliz sinemasina ait genclik aksiyonlarini da fazlasiyla kattim tabiiki. Her aksam birileriyle bulusmak, icmek icmek icmek, muhabbet etmek. Sanirim hareketin hareketi uretmesi bu sekilde aciklanabilir dinamik dersini alan ogrencilere. Atalet dedikleri budur aslinda. Oyle bir yerinde duramama durumu aksamlari da hizli bir hayati beraberinde getiriverdi ki zaten ben bu hizi aylar oncesinde cebime rahat para giriyor olmasiyla coktan almistim.

Bu zamanlarda da romantik fransiz filmim baslayiverdi. Daha once tanidigim ve biryerlere gitmeyi teklif ettigim bir turk kizi vardi. Okulda karsilastigimizda verdigi sinyal hic de fena degildi. Ben de aldigim bu ivmeyle oyle bir giris yaptim ki bir hafta icinde kendimi barda onu operken buluverdim. Sonunda ben de aradigim iliskiyi buluyormuydum? Ivmelenmis hayatim bani kokain almiscasina guclendirmisti ve artik bu durumu kimsenin engellemesine izin veremezdim.

Bu gecen uc haftanin ardindan USA da okuyan ve Berlin de tezini hazirlayan bir arkadsim bazi isleri icin viyana ya geliyordu. Onunla da ilgilenmem gerekiyordu. Ben de kendime stabil bir yer bulabilmistim sonunda. Sonunda derken de aslinda cebimde o an uc eve ait anahtar vardi. Isler sonunda iyice yoluna giriyordu ve hatta cok eski arkadaslarimla vakit dahi gecirebilecektim.

Bu yukarida yazdiklarim aslinda ozetin de ozeti denebilecek bir kisaltmadan ibaret. Her gunu aksiyonla dolu olan bu gunleri tektek yazmam gerekirdi ve bunlar bir roman dahi yazabilecek materyale sahiptir. SOkakta kaldigim gunler, kizlar, sabahtan aksama kadar arabada seyahat edip esek yukuyle para kazanmam, acilisilar, partiler... Viyana daki son gunlerimin olmasi isi daha da hizlandirmisti ve veda turlari atmam gerekiyordu. Tekrar insanlarla icmeler, partiler, icilen ickiler....

Ve son perde....Yesilcam sinemasindan bir kesit. Bu beraber olgum dedigim kiz ( diyelim ki brutus) ile cok fazla gorusmemistik ki, brutus benimle gorusmekten vazgeciverdi. Aradigim zamanlarda ya cevap vermiyor, yada yalan bir seyler uyduruyordu. En son bir konsere cagirdim ve mazeretli bir mesaj gonderip benim de butun planlarimi bozup, ustune de bir dunya insanla kavga etmeme sebep olmustu. En son sert bir mesaj yazip gonderdim ve birkac mesajlasmadan sonra tekrar isleri yola koymus gibiydim. Birkac gun sonra o beni aramaya basladi, ve sonunda pazar gununu bulusmak uzere kararlastirdik ki ben de sali gunu graz a alti ayligina yerlesecektim.

Konu aslinda anlasilmisti. Brutus cok iyi bir firmada yuksek bir pozisyon ve maasta calisiyordu.. Ben ise ogrenci olmanin da otesinde,, evsiz barksiz bir serseriydim. O benim esrarkes serseri bir insan olduguma inaniyormus. Sonra tabi anlatinca, eger ben serseri bir insan olsaydim, okulu bu kadar basariyla bitirip, uzerinde de kimsenin yapamadigini yapip, Avusturya nin en buyuk firmalarindan birinde is-okul tarzi calismaya baslayamazdim vs, her sey normale donuvermisti...Tabi onu inandirmam da gerekti, her gun baska kizlarla yatip kalkan biri olmadigima, duzenli bir iliski istedigime, onunla sadece yatmak istemedigime.

Hadi bu barismamizi kutlayalim, baska bir yere kahve icmeye gidelim dedigimizde kum saatini coktan ters cevirivermistim aslinda. Once o bana arkadaslarinin bilardo oynadigini, istersek onlarin yanina gidebilecegimizi soylemisti fakat ben baska bir kafeye gidelim basbasa kalalim demistim. Bir kafeye gidip kahvelerimizi siparis etmistik ki kumlar dibe cokup, uzaylilar isin toplariyla dunyayi bombalamaya baslamisti artik. Arkadaslari da tesaduf eseri oraya gelmisti ve iclerinden biri benim uzun suredir beni turlu sekillerde kucuk dusurmesine ragmen pesinden kostugum, arasira bulustugumuz kizdi. Olabilecek en kotu sey basima gelmisti, daha kotuleri de masada otururken gelecekti. Kim kimi nereden taniyor muhabbetleriyle beraber bu acem (ikinci kiz) oyle patavatsizca seyler soyedi ki, bes masa otede oturanlar bile durumu anlayiverdiler. Burada bir aciklama da yapmak gerek. Benim de aklima geldi, onlarin bir plan yapabilecek olmalari. Bir ihtimal olarak dusunuyorum ama sanmiyorum. Yapmislarsa da dert degil, ileride Avusturya daki Turk nufusu ve kadinlar hakkinda bir post yazacagim, en fazla bu posta aciklayici eleman olacaklar.

Kisa kesmek gerek burada... Detaylar cok fazla... Bu postu kendim icin yaziyorum aslinda bu gun. Yillar gecse de hayatimin bu donemini unutmak istemem. Hele o gunu. Dort yil once 1 Nisan da gelmistim ilk defa bu sehre ve 31 mart ta da veda etmem gerekti. Iyi kotu yasanan her seyin yaninda, iki defa gercekten cok hoslandigim, farkli sekilde sevdigim kizlar oldu. Onlari da ayni masada ugurlamam gerekti. Arkamdan neler konusuldu, beni nasil tanidilar bilmiyorum ama ben kendi sartlarim icinde her bakimdan bu sehirde cok buyuk isler basardim. Ama esrarkes ve serseri olarak bilinerek, o kizlarin onunde bu sekilde kotu duruma dusmus olarak bu sehri terk etmeyi hic hak etmiyorum. Ki boyle olmamaliydi. Ama cok yorulmustum ve dogal kokainim bitmisti. Birkac haftadir da yeni isim evim derken ancak kendimi tekrar toparlayabiliyorum. Cok duzeysiz bir edebiyatla yazilmis bir yazi oldu ama ilerleyen gunlerde duzelecektir. Israrla okuyunuz

Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen