Montag, 2. Februar 2009

Anani da al git, anani da anani da

Guclu olani tanimlamak istedigimizde genellikle buyuk bir yanlisa dustugumuzu dusunuyorum. Yada sozluge ciddi bir sekilde bakip arastirma yapmak gerekiyoru bu konuda. Cunku kendimizi guclu yada buyuk olarak tanimlamak istedigimizde bunu hangi kriterlere gore yaptigimizi belirtmemiz gerekiyor. Guclu olmayi sadece kas gucune, yada cok paraya sahip olmaya, yada cok fazla destek verebilecek insan veya buyuk bir nufuzun olmasin indirgeyemeyecegimizi dusunuyorum. Yada en dogrusu soyle olabilir...Bu yukarida saydigimiz somut degerleri akli ile yonetebilmeyi beceren, goreceli gucluluk durumlarini kendi lehine cevirebilen kisi yada kurumlar gucluden her zaman biraz daha gucludur.

Bu guc tanimiyla beraber guclulugun hakliligi da bence onemli bir nokta oluyor. Siz biraz guclu oldugunuz noktalari on plana cikartip, bunu yonetebildiginiz surece guclusunuzdur. Ornegin paranin gecerli olmadigi bir sistemde siz guclu de degilsinizdir ve bu yuzden gecerli bir sistemin devamindan yana olmaniz gerekir. Hatta daha da ileriye giderek kendinizi bu sistem uzerinden mesrulastirmaniz gerekir. Bu mesru sisteme ait ortak bir dilin bulunmasiyla son seklini alir. Simdi dediklerimi asagida orneklendirdigimde beni biraz daha iyi anlayabilirsiniz.

Ornegin bir firmada calisiyorsunuz. Ust pozisyonlardaki insanlarin ne kadar calip cirptiklarini iyi biliyorsunuz. Bunu da bir mektupla patronunuza anlatip, digerleri hakkinda alanen bunlar hirsizdir diyorsunuz. Olacak olan sudur... Ust pozisyondaki bu insanlar yaptiklarini kagit uzerinde ve kafalarinda zaten mesrulastirmislardir. Hatta onlarin o pozisyonlara yukselmeleri onlarin bu mesrulastirma duzenini cok daha iyi kavramalari ve o sisteme entegre olmayi becerebilmelerinden dolayidir. Basiniza gelecek olan sudur. Patron dahil herkesin bildigi ve hepsinin de mutabik olduklari bir gercegi patrona tekrar iletmis olmanizin cezasi size kesilecektir. Orada bulunan insanlari alenen hirsiz olmakla itham ettiginiz icin hakkinizda yasal islem baslatilacagi size duyurulacaktir. Daha dogrusu siz onlar tarafindan guzelce bir korkutulacaksinizdir. Bu da yetmiyorsa sizi sindirme islemleri baslayacaktir. Bunun da ustesinden geleceginize inaniyorsaniz ailenizle vedalasma zamaniniz gelmistir demektir.

Ikinci ornek daha guncel ve gercektir aslinda. Findik yada tutun her ne ise urettigi urune yeterli fiyati ve destegi alamayan, ekonomik zorluklar icinde bunalan bir ciftci belki de gercekten cok hakli oldugu bir gercegi basbakana da iletmek istiyor. Bir basbakanin her zaman yapacak daha onemli islerinin olmasi yaninda gercekleri duymaktan da bazen kacinmasi gerekir ki, yaptigi isin, uzerinden gittigi yolun dogruluguundan sasmasin, onun kendi gucunden bir sapma olmasin. Siz bu basbakannin karsisina gecip "cok zor durumdayiz, bizi perisan ettiniz anamiz agliyor" derseniz alacagin tepki ne olursa olsun siz kucuk duruma duseceksindir. "anani da al git" diyen kisi sayginligini secmen kitlesi arasinda arttirirken ciftci hakli oldugu durumda davasini alay konusu haline getirecektir. Gucu sahip insanlar icin durum boyledir. Onlar da olanin bitenin farkinda olmakla beraber bakis acilari cok daha karmasik iliskileri de bilmelerinden dolayi daha derindir. Bu derinlikten dolayi da lafi her halukarda sizen daha iyi sokacaklardir. Protesto yapacak genclere Suleyman Demirel in "birakin gencler yurusun, yollar yurumekler asinmaz" diye ayar vererek yaptiklari eylemi alay konusu haline getirmesi gibi...

Ciftcisine bu ayari vermeyi bilen bir basbakan uluslararsi bir konferansta nasil olur da boyle bir oyuna dusebilir? Herkes basbakanin Peres e ayar verdigini, onun kendi ulkesini ezdirmedigini dusunurken onlarin olaya bir de bu yonden bakmalarini oneririm. Bence orada basbakan hakli bile olsa davasini ve kendisini guclu olanlarin onunde alay konusu yapmistir. Hicbir ulke davasini mesrulastirmadan uluslararasi alanda tek bir adim atmaz iken siz bir ulkenin basbakanina katil diyebiliyorsunuz. Her ne sekilde olursa olsun, baslayan her savas, yapilan her baris, gerceklesen her ambargo her zaman yasal bir dayanaga oturtulmadan, ahlaksal bir aciklamayla desteklenmeden ve insani bir davranisa indirgenmeden hamleleri gerceklestirilmez. Bu yapilan hamlelerin altinda yatan gercekleri herkes de gayet iyi bilir ama bunlari uluorta soylemenin anlami yoktur cunku siyaset bunu gerektirir. Kirli isler yapan insanlar birbirlerini iyi tanirlar ve bilirler ki herkes kendi isini yapaccak, birisinin bir sorunu oldugunda o kisiye yardim edilecek ama bu isin hakki da alincaktir. Buyukler de boyle oynar, devletler de ayni sekilde cunku herkes oncelikle kendi cikarlarini korumakla yukumludur. Ama gelin gorun ki Turkiye bu oyunu bozmustur, kurallarina gore oynamamistir. Bu buyuk ve guclu olana yakismayan, gucsuz olanin yapabilecegi ve sonu cezalandirma ve ortadan kaldirma ile sonlanacak bir davranistir cunku oyunun kurali bunu gerektirir.

Bir basbakanin fevri davranislarda bulunmaya hakki yoktur cunku guclu olmak akilli olmayi da beraberinde getirmek zorundadir. Fevri bir davranis ise aklin bir anda fonksiyonunu yitirip duygusal davranmayi tanimlar. Bir basbakana soylenmis olan bu sozler turkiye icin hic de iyi olmayacak sekilde, hatta herkesi rencide edecek sekilde kullanilabilir ve kullanilacaktir da ve bu ulke insani da tekrar ayni sekilde yakinmaya devam edecektir. Avrupanin iki yuzlu oldugu, haksizlik yaptigi gibi zirvalar ilkokul cocugunun anlatis tarzinda heryerde konusulacaktir. BUnun yaninda sovenistce bir soylemle de basbakanin turkiye yi nasil ayaga dusurmedigi, nasil onlara ayari verdigi, tipki o koylunun daha once kahvesinde yada evinde anlatildigi tarzda anlatilacak.

Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen