Donnerstag, 19. Februar 2009

Okuzum Torbadan Dustu



"Dunya okuzun boynuzu uzerinde durur" dermis ve boyle inanirmis eski insanlar. Bu deyisin dunya evren iliskisini aciklamaktan ziyade,okuzun hayattaki onemine dikkat cekmek uzere soylendigini, daha onceleri dunya donuyor demis insanlarin akibetine bakarak rahatlikla anlayabiliyoruz. Zaten dünyanin konumu ciftciye hasat zamanini bildirmekten ziyade hicbir ise yaramazken, "bir cift okuz yeter mi aha Mehmet Emmi" sorusuyla okuzun hayatimizdaki yeri daha farkli bir sekilde anlatiliyordu. Bu boyle daha ne kadar gidebilirdi peki?

Gelisen teknoloji ile okuzler de yedek oyuncu olmaya basliyor, dunya bile okuzun uzerinde durmaktan var gecip, "ben kendi basima da dururum arkadas" diyerek okuzu azad ediyordu. Dunya yi tasima isi elinden alinan okuz, yesil cayirlara "artik tum gollerim ciftciler icin" diyerek geri donuyordu. Artik okuz icin izdirap dolu gunler basliyordu. Efsane olamayan bir hic, kocayan kurt kopeklerin maskarasi olurdu. Ilk darbe James Watt tan geliyordu. Su kutsal hayvana karsi sunulan tek alternatif su ve atesle calistirilan, o gotu kalkmis dunya yi birkac yuzyil icerisinde inim inim inletecek dumani suursuzca sican, demirden yapilma bir makinaydi. Hadi bu makinayi yaptiniz, bari gucunu de saygidan dolayi okuz gucu olarak literature gecirseydiiniz. Tokatlar ard arda geliyor, at bile bu durumdan kendine pay cikarabilirken, okuz agir bir nevroz geciriyordu. Insanlar bu kesfettikleri makina gucunu ne yapsak da hayatimiza daha cok soksak derken akillinin teki cikip "bu makinanin ilerleyebilenini de yaparsak birak okuzu, at a bile ihtiyac duymayiz" diyordu. Atlari da baska birisi "onlari kosturup bahis oynatalim, para kazanalaim nihaha" diyene kadar kisa sureli bir bunalima sokuyordu.

Bu durumun bunalimiyla kendini otlamaya veren okuz, artik suursuz gozlerle ortaliga bakinan, hayati bosvermis, birakin sahibinin sadece soyledigini, soylemedigini bile dinleyen bir hayvan oluvermisti. Insanlar hayatlarina girmeye baslayan bu tasitlardan kah canavar diye kacar, kah onlari oldurmeye calisir yada taslar, kah dunyanin sonu geldi diyerek kendini dunyevi islerden alikoyarken, o olanlari sadece izlemekle yetiniyordu. O tum bu olanlari gozlüyor, onunden gecen bu demir yiginlarini yakindan tanimaya calisiyor, hayat ve dunya ya dair belki insanlarin isine tekrar yarayabilir, hatta tekrar bir fenomen olabilmek kaygisiyle, yeni teori ve dusunceler gelistiriyordu. Her ne kadar insanlarin olaylari onun kadar sogukkanli karsilama becerileri gelismemis olsa da, insanlar rahatlarina duskun varliklardi. Ilk gorduklerinde bu tasitlara karsi cok agir tepkiler veren bu insanlar, kisa bir sure sonra bu canavarlarini surmeyi yada onlar tarafindan tasinmayi hayatlarinin merkezine yerlestiriyordu. Insanoglunun erkek cinsi bu canavarlara sahip olarak guclu oldularina, kadin cinsi de bu erkeklere sahip olarak daha iyi orgazm olduklarina inanmaya baslamisti bile. Okuzun kafasi daha da karismaya baslamisti, zira bu gune kadar o insanlar ile hayvanlarin sex iliskilerine sahit olmustu ama kendisinin bir afrodizyak potansiyeli tasiyabilecegini hic dusunmemisti. Is isten gecmisti artik...

Okuzun icinde bulundugu bu durum insanlara ilham vermekten baska herhangi bir fayda yaratamamisti maalesef. Her ne kadar toplumlar kadinlari mal olarak gorme egilimi tasisa da, bu toplumun disi bireyleri de her halukarda erkeklerden belli beklentilere sahipti. Dogurabilen buyukbas hayvanlara sahip olmanin yontemleri bilinirken doguramayan demir e sahip olmak bir sorun teskil ediyordu. Makinalarin da tek bir yontemi vardi dogurmak icin. Onlar onlar uremek icin paraya ihtiyac duyarlardi ve insanlarin da bundan bolca sahip olmasi gerekiyordu. Kiyaslama artik cok basitti. Eger bu makinaya sahip degilseniz okuze muhtacsinizdir. Okuze muhtac kalacak bir erkegin de okuzden farki yoktur aslinda. Bu dusunce nedense kadinlar arasinda cok benimsedi ve hatta bircoklari icin bir yasam felsefelesi olarak kabul edildi.

Mizah anlayislari cok geliskin bu insanoglu icin okuz tam bir kurtarici olmustu artik. Her ne kadar insaoglu once kavramlari yaratip, sonra duygularini bu kavramlara uydurmaya merakli yaratiklar olsa da , bu kez mizah i baska yonde kullanmak istiyordu. Insanlar artik baskalarinin davranislarini karsilastiklari yetersiz, yada egreti durumlar uzerinden kiyaslayip, bu sekilde davranis gosterenleri asagilayarak gulmek istiyordu. Yapilan da kisaca, bu cesit insanlara kiyaslama elemanlariyla adlandirmakti. Ekonomik arti deger yaratma kabiliyeti elinden alinan okuz, daha once kendisini evcillestirmis olan bu varliklar tarafindan asagilaniyordu artik. Okuz kendisine cok cok onceleri farkli bir yol cizebilirken ortak yasam, dayanisma gibi beklentiler yuzunden ortaklik kurdugu varliklar tarafindan simdi yuzustu birakiliyordu. Artik sona ermisti insanlar ile okuzun ortakligi. Insanoglu kendisine teknolojiyi bulmustu ortak olarak. Daha iyi yasatacakti insanlari teknoloji ve insanlar da hayati daha sorunsuz yasayip, daha guvende ve daha mutlu olacaklardi.

Simdi artik dunya donuyor, atomun etrafindaki elektronlar gibi. Insanoglu yuzyilllar sonra kendisine ne tur eglencelik ve yasamsal araclar bulur, bilinmiyor tabi. Teknoloji de duser mi acaba okuzun dustugu duruma? Yada insanlar gulmek isteyecekler mi cok sonralari? Ya da bu uzerinden gitmekte israr edilen yol? Bakip seyretmek yetmez mi bazen hayati?

Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen