Mittwoch, 4. Februar 2009

Monopollyphonic

Birkac gundur yazamiyordum yada bisiler yazsam da internetsizlik ve zamansizliktan dolayi bloga yerlestiremiyordum. Suan yeni ve gecici olan evime aksamki birali monopl oyunlu baslangicle gecmis bulunuyorum. Uzun zamandir tek basina yasamak diye bir durumdan bihaber yasiyordum. Kendimi suan aksiyon filmlerindeki buyuk gorevi basarmis kahramanlar gibi hissediyorum. Suan ucaktayim ve dunyayi kurtarmis olmanin marur sevinciyle doluyum ve elimde viski kadehi normal bir hayata dogru ucuyorum. Gerci bir ay icerisinde dunyayi baska bir beladan kurtarmam icin tekrar benden "bu isi senden baskasi halledemez, en iyi adamimiz sensin" diyerek yardim isteyecekler, ben de "artik cocuklarimla ilgilenmek, sakin bir hayat yasamak istiyorum" diyerek bu teklifi reddedecegim. Ama onlar bana bu is halledilmezse mahvolacak insanliktan ve olecek insanlardan bahsedecek, bana "insanlik oldu mu lan kardes" diye soracak, ben de "hayir ben olmeden insanlik da olmez, ama bu insanlik da biraz gotune basina sahip ciksin yoksa bu son, haberiniz olsun" diyerek gorevi kabul edecegim.

Aksam hayatimda ilk defa monopoly oynadim. Oyunu uc Alman arkadasimla beraber oynamaya calistim zira oyunun buyuk kismi onlarin bana oyunu aciklamalariyla gecti. Turkiye den edindigim "cakal tefecilik" konusundaki engin bilgim sayesinde ucunu birden iflas ettirdim. Almanlarin "hepsini alalim, isletelim, para kazanalim" desturlu monopol yaklasimina karsilik "elime duserseniz yakarim alayinizi, kroyum ama para bende" konseptimle oynadigim oyun yuzdeyuz basari sagladi. Ikili kumpas, karsilikli fiyat yukseltme gibi numaralar islemez bize arkadas. Parayi kontrol edemeden monopol olmaya calisan arkadaslar aldiklari evleri iki saatte geri vermek durumunda kalarak benim ev konusundaki psikolojimi yakindan tanima sansina sahip oldular.

Beni gecen hafta evinden kovan eski kiz arkadasima iki gun once bir cep telefonu aldik. Bu belki de ona karsi yerine getirdigim son gorevim oldu. Bu sehrin insani olmasina ragmen bu sehre hala cok yabanci ve ona birakin benim gibi sehrin underdog uzmani bir erkegin, herhangi bir bilmem ne abla kilikli kose yazarlarinin yardimi bile bazen cok elzem gorunuyor. Insanlar burada birbirlerine o kadar cok guveniyor ki, bir saticinin, yada daha dogru tanimlamayla satis danismaninin sozleri onlar icin en degerli sey oluyor. Arkadasim ise bir alisveriste yapilacak her turlu kar icin vakit kaybetmeye cok cok razi. Tipik bir alman ekolu diyebiliriz aslinda. Ikinci el bir cep telefonu almak istiyor, her zaman eski seylere olan sevgisinden dolayi. Ona anlatmak da zor tabi eski hostur guzeldir de, konu teknoloji yada elektronik esyalar oldugunda duruma daha farkli yaklasmak gerektigini. Telefonu suan evinde kaldigim arkadasimin dukkanindan aldik. Arkadasima daha once soylemistim alis fiyatinin da altinda bir fiyat soylemesi icin zira belli bir kismini ben tamamlayacaktim. Hayir islemek yada sirinlik yapmak gibi bir niyetim yoktu ama onun kendisinin da ne kadar sacma dusunceleri olabilecegini biliyordum ve nitekim o dusuncelerden kendisinde cokca bulunuyormus. Radyolu olacakti, oyle olacakti, boyle olacakti derken onun dusundugu fiyata o ozelliklerde bir telefon birakin arkadasimin dukkanini, dunya uzerinde dahi bulunamayacakti. Daha sonra da sorun yine benim uzerime kalacakti. Zaten ona karsi para konusunda comertimdir, evinde bu kadar kaldigimdan ve bana yaptigi iyiliklerden dolayi. Bu isten en zararli cikan kisi ben olmama ragmen en azindan bir sorundan kurtulmus oldum ve kendimi de bos gezenin kalfasi olarak lanse etmekten ziyade gercekten ise yarayan ve insanlar icin faydali isler yapan bir kisi olarak gosterdim. Bu biraz my name ist earl dizisindeki duruma benzese de insanin kendini rahatlatmak icin bazen sacmalamasi da gerekiyor.

Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen